Ülkenin birinde, bir cezaevinde yeni işe başlayan genç gardiyanın ilk nöbetiymiş. Gardiyan, işe başladığı ilk saatlerde, diğer kıdemli gardiyanlardan onlarca hikâyeler dinlemiş. Kendini asanlar, jiletleyenler, tünel kazıp kaçmaya çalışanlar… Dinlediği her hikâye olumsuz olduğu için, her birisini kulağına küpe etmiş.
Vakit gelmiş çatmış ve ilk nöbeti başlamış. Koğuşların bağlı olduğu koridorda gece boyunca devriye gezmiş, kapı arkalarından mahkûmların sohbetlerini dinlemiş, demir parmaklıkların arasından gizlice koğuşları seyretmiş.
Gecenin ilerleyen saatlerinde, tüm mahkûmların uyuyup uyumadıklarını kontrol etmek için koğuşları gezmeye başlamış. Birinci koğuş, ikinci koğuş, üçüncü koğuş derken dolaşmış durmuş. Tam son koğuşu kontrol edip çıkacağı sırada, mahkûmlardan birisinin yatağının başucunda, ranzanın altına konmuş bir bidon bulmuş. Beş litrelik su şişesinden bozma, içinde garip renklerde maddelerin bulunduğu, kısmen sıvı ve katılardan oluşan bir bidon. Yavaşça bidona yaklaşmış. Kapağını açmış. Kapak açılır açılmaz etrafa burnunu sızlatacak seviyede keskin bir koku yayılmış. Panikle kapağı kapatıp bidonu ranzanın altından almış ve koğuştan çıkmış.
Dinlenme odasındaki masanın üzerine bidonu yerleştirmiş. Bidonun gizemini çözmeye, mahkûmun ne haltlar karıştırdığını anlamaya çalışmış. Kıdemli gardiyanların anlattıkları onlarca hikâyeden etkilenerek kendince yorumlar yapmaya çalışmış. Ancak bir türlü bidonun gizemini çözememiş. En sonunda, risk almayarak diğer gardiyanlardan yardım istemeyi düşünmüş. Dâhili telefona uzanmış ve acil koduyla tüm gardiyanları odaya çağırmış. Gardiyanlara bulduğu bidonu göstermiş.
Bidona bakan tüm gardiyanlar arasında bidonun ne olduğuna dair tartışmalar başlamış:
“Kesin asidik asit üretiyor. Betonu delip, tünel kazacak! Firar edecek!”
“Kesinlikle alkol türetip içki yapıyor. Hatta koğuşta gizlice içki satıyor!”
“Kimyasal silah. Kokusuyla diğer mahkûmları etkileyecek. Kesin isyan çıkartacak!”
“Zehirli bir kimyasal madde üretiyor. Bununla intihar edecek. Suçu da bize yıkacak!”
“Zehirli kimyasal evet! Ama intihar etmeyip diğer mahkûmları öldürecek! Suçu da bize yıkacak!”
“Zehirli kimyasal madde kesin! Gardiyanların üzerine dökecek. Bizi öldürecek!”
“Kimyasal silah! Büyük bir terör eylemi yapacak!”
Gardiyanlar birbiri ardına şüphelerini sıralayınca, hepten telaş kopmuş. Anında başgardiyana haber gitmiş.
Başgardiyan apar topar cezaevine gelmiş. Durumu dinlemiş. Bidonu detaylıca incelemiş. Fikirleri derlemiş, bir de üzerine kendisi eklemiş:
“Atom bombası gibi, kesin hidrojen bombası!”
Derken bu sefer müdüre haber gitmiş. Müdür de sabaha karşı apar topar soluğu cezaevinde almış. Bir bir gardiyanların anlattıklarını dinlemiş. Bidonu her tarafından incelemiş. Tam kapağı açıp, koklayacağı esnada, gardiyanlardan birisi, “Zehirlidir müdürüm, siz koklamayan!” diye uyarmış. Bunun üzerine müdür vazgeçmiş. Herkeste bir çaresizlik baş göstermiş.
En sonunda müdür, “Getirin o mahkûmu buraya. Ona açtırıp koklatacağız önce. Eğer ona bir şey olmazsa geri kalanını biz hallederiz,” demiş.
Bidonu bulan genç gardiyan, gidip mahkûmu uyandırmış. Koluna girip dinlenme odasına getirmiş. Mahkûm uyku semesi ne olduğunu anlamamış. Gözlerini ovalayarak, karşısında bekleşen gardiyanlar heyetine ve müdüre saf saf bakmış.
Müdür, “Çabuk söyle bize, bu bidon ne?” diye sormuş.
Mahkûm, “Beş litrelik su şişesi efendim,” diye karşılık vermiş.
Müdür, çenesini ovuşturarak, “Demek öyle. İçinde özel bir karışım var değil mi?” diye sormuş.
Mahkûm, biraz düşünerek, “Iıı, evet. Biraz özel sayılır efendim,” diye yanıtlamış.
Müdür, “Aç kapağını o zaman. İçini kokla! Bakalım sende etkisi ne olacak!” diye emir vermiş.
Mahkûm, biraz çekinerek ve isteksizce kapağı açmış. Tedirgin bir şekilde bidonu koklamış. Yüzü ekşimiş.
Mahkûmda ne gibi değişimler olacak diye meraklı bir bekleyiş başlamış. Herkes bir süre sonra mahkûmun bayılacağını veya öleceğini zannederken; aksine hiçbir şey olmamış.
Müdür merakla, “Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sormuş.
Mahkûm, “Çok şükür efendim. Gayet iyi hissediyorum. İyiyim. Sağlığınıza da duacıyım,” diye yanıtlamış.
Müdür, “Peki öyleyse. Bu karışımın içinde ne var bize teker teker say bakalım,” demiş.
Mahkûm önce biraz düşünmüş. Ardından, “Öncelikle su var efendim,” demiş.
“Başka ne var? Kimyasallara gel. Onları anlat.”
“Kimyasal olarak deterjan var efendim. Birazcık sıvı sabun. Biraz da çamaşır suyu.”
Müdür ve gardiyanlar birbirine bakışmışlar. Arkasından ne geleceğini çok merak ediyorlarmış. Müdür, hevesle, “Başka ne var? Amacın ne? Ne planlıyordun?” diye sormuş.
Mahkûm, “Saydıklarım dışında kokmuş çoraplarım ve kirli donlarım var efendim,” demiş, “hiçbir şey planlamıyordum, sadece çamaşırlarımı yıkıyordum.”